İngilizce ismi: Till Death Do Us Part

Ünlü Çinli yönetmen ve kameraman Gu Changwei’nin beyaz perdeden ayrıldıktan 3 yıl sonra yönettiği “Ölene Kadar Beraber Olacağız” isimli film, 10 Mayıs’ta gösterime girdi. AIDS hastalığını konu alan film, Gu Changwei’nin gişe satışıyla ün kazanan bir film yıldızını davet ederek çektiği ilk film.

“Çin’deki Bir Numaralı Kameraman”dan yönetmene dönüşen Gu Changwei, daha önce ünlü 5. nesil yönetmenlerden Chen Kaige ve Zhang Yimou’la birlikte çalışmış. Ancak Gu Changwei, Zhang Yimou gibi piyasa filmi yapmak çabasında olmadı. Aksine, Gu Changwei, modern çağın sıradan insanının hayatına çevirir kamerasını. Filmde AIDS hastalığına yakalanan bir kız ve bir erkeğin, en ümitsiz durumda bile aşklarından vazgeçmemeleri anlatılıyor. Çin’de AIDS hastalığını konu alan bu ilk filmde, gerçek AIDS hastaları da rol aldılar. “AIDS” sözcüğü, yalnızca filmin başında görüldü, film içinde çok az duyuldu.

AIDS hastalığıyla ilgili film çekmesinin nedeni sorulduğunda Gu Changwei şu yanıt verdi: “AIDS konusunu seçmem için bir zorunluluk yoktu. Bu kişiler dikkatimi çekti. Onlar gerçek yaşamda çok neşe dolu insanlar. İsminin açıklanmasında ve kamera önüne çıkmakta sakınca görmeyen HIV virüsü taşıyıcıları ararken birçok zorlukla karşılaştık. Sonunda üç kişi bulduk. Onların çabası, daha fazla insanın dikkatini bu kişilere çekti.”

Filmin hikayesi 1990’lı yılların ortasında, dışa kapalı küçük köyde başlıyor. Köyde yayılankansatışı korsancılığı, kârlı bir iş haline gelir. Ancak,kansatışı organiztörlerinin maliyet tasarrrufu için,kanvericilere kullanılmış iğne vermesi, HIV virüsünün yayılmasına yol açar.Kansatışı organiztörleri, bu satışdan kâr elde etmektedirler.

Köyde “Lao Zhuzhu” diye adlandırılan öğretmenin büyük oğlu Zhao Qiquan, köyde ünlü birkansatıcısıdır. Zhao Qiquan’ınkansatışı, köyde AIDS salgınına yol açar. Qiquan’un getirdiği afetten dolayı öfkelenen bazı köylüler, intikam olarak, Lao Zhuzhu’nun evinde beslenen tavuk ve köpekleri zehirlerler, ayrıca zehirli domatesle Qiquan’un oğlunu öldürürler. Lao Zhuzhu, kaygılı ve çaresiz bir şekilde torununu toprağa verir. Köylülere belli bir iyilik yapmak isteyen Lao Zhuzhu, köyü, AIDS hastaları için bir kamp haline getirir. Büyük kardeşi Qiquan’unkanticaretine katılan Lao Zhuzhu’nun ikinci oğlu Zhao Deyi, şansızca AIDS hastalığına yakalanır. Deyi’nin eşi, bu nedenle Deyi’den uzak durmaya başlar, hatta eline dokunmayı bile istemez. Deyi, Lai Zhuzhu’yla birlikte okula taşınır. Lao Zhuzhu’nun yeğeni Xiaohai’nin eşi Qinqin, bir şampuan almak içinkansatışı yapmasından dolayı AIDS’e yakalanır ve Xiaohai’dan ayrılarak hasta kampına taşınır. Burası, hastaların yeni evi haline gelir.

Bu kampta, hastalar, uyumlu bir şekilde bir arada yaşar. Köyde ve kampta hastalar ard arda ölür. Bazı köylüler AIDS hastalığı nedeniyle hayatını kaybederken, hayatını sürdürenlerin bastırılmış kötü alışkanlıkları açığa çıkmaya başlar. Hırsızlık köyde yaygınlaşır. Hırsızlığa uğrayan Deyi ve Qinqin, zamanla birbirine aşık olur. Ancak bu aşk, ahlâki kuralların baskısıyla ve köylülerin engelleriyle karşılaşır. Elinden gelenini yapan aşıklar, eski eşlerinden ayrılarak evlenirler. Fakat mutlulukları kısa sürecektir, çünkü AIDS hastalığının getirdiği ölümden kurtulamazlar.

“Hayatta olduğumuz sürece, evlenebiliriz” filmden duygusal bir cümle. İki AIDS hastası, birbirlerine sarılarak hayatlarının son dönemini geçirdiler, amaçsız ve güzel aşkın tadını çıkardılar.

Bu aşkın en romantik anları, Deyi’nin tren istasyonu önüde çılgın gibi koşması, çiftin dağınık bir odadaki yeni hayatı ve evlilik cüzdanlarını aldıktan sonra evlenme şekeri dağıtmalarıdır. Hayat, bu üç sahnede güzel bir çiçek gibi açılır.

Filmin sonunda, Qinqin ve Deyi, yeniden yaşama dönerek, yüzlerce köylüyle birlikte köyde bulunurlar. Bu sahne, izleyiciye sanki bir rüya gibi gelir…