Etiketler

, , , , , , ,

Geçen sene Türkiye’de Çin Filmleri Haftası düzenlenmiş ve Çin filmleri, Türk sinemaseverler tarafından ilgiyle izlenmişti.

Bu etkinliğin devamı olarak, bu sene de Çin’de Türk Filmleri Haftası düzenlendi. İki ülkenin devlet kurumlarının desteğiyle düzenlenen bu etkinlik kapsamında, Türk sinemasının son dönemdeki en popüler filmleri, Beijing ve Shangai’da Çinli sinemaseverlerle buluştu.

30 yıl önce eğlenmek için Çin’de pek fazla etkinlik yoktu. Bu nedenle film izlemek, yediden yetmişe herkesin sevdiği bir eğlence tarzıydı. Çin dışa açıldıktan sonra Çin filmleri dışında, ülkeye getirilen yabancı filmler, Çinlilere bambaşka bir dünya gösterdi. Bugün filmler, özellikle yabancı filmler, yine Çinli gençlerin gözdesi konumunda. Fakat Çin’e gelen Türk filmlerinin sayısı yok denecek kadar az. Yolu Türkiye’ye düşen Çinlilerin orada satın aldıkları DVD filmler haricinde Türk filmleri maalesef Çin sinemalarında gösterime girmiyor.

Bu nedenle Türk Filmleri Haftası, tarihi bir ihmalkârlığı da ortadan kaldırıyor.

Türk sinemasını, Çin pazarına taşımayı hedefleyen Türkiye Film Yapımcıları Meslek Birliği (FİYAB), Çin Ulusal Radyo, Film ve Televizyon Genel Müdürlüğü’nün desteğiyle Beijing’de 20-27 Mayıs 2011 günleri arasında ‘Türk Filmleri Haftası’nı düzenledi. Film haftasının açılışı 20 Mayıs günü Beijing’deki bir sinema salonunda yapıldı. Film haftasının açılışına Çin Ulusal Radyo, Film ve Televizyon Genel Müdürlüğü’ne bağlı Sinema Müdür Yardımcısı La Peikang, Türkiye’nin Pekin Büyükelçisi Murat Salim Esenli, FİYAB Başkanı Galip Gültekin, Türkiye sinema heyetinin üyeleri ve diğer konuklar katıldı.

Türkiye’nin Pekin Büyükelçisi Murat Salim Esenli, sinema heyeti onuruna 19 Mayıs akşamı bir kokteyl verdi. Ertesi gün film haftasının galasına bizzat katıldı. Çin hükümeti de film haftasının başarılı bir şekilde düzenlenmesi için büyük bir katkı sağladı.

“Sinema, halkları birbirine bağlayan bir köprü”

“Sinema, dünya’daki bütün halklar tarafından sevilen bir sanat türü, aynı zamanda insanların gönlünü ve duygularını birbirlerine bağlayan bir köprüdür.” Bunu, Çin Ulusal Radyo, Film ve Televizyon Genel Müdürlüğü’ne bağlı Sinema Müdür Yardımcısı La Peikang söyledi.

La Peikang, Türk Filmleri Haftası’nın açılış töreninde yaptığı konuşmada, film haftasını, iki ülkenin sinema çevrelerinin işbirliği ve kültürel temasları konusunda önemli bir olay olarak niteledi.

La Peikang şunları söyledi: “Çin ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin 40. yıldönümünü kutladığımız bugünlerde Türk Filmleri Haftası’nı düzenliyoruz. Film haftası vesilesiyle, iki ülkenin sinema çevreleri arasındaki iletişimin de ilerletilmesi, iki halk arasındaki karşılıklı anlayış ve dostluğun pekiştirilmesini diliyorum.”

Türkiye’nin Pekin Büyükelçisi Murat Salim Esenli de film haftasının açılışında kültürel temaslar sayesinde, iki halk arasındaki derin dostluğun gelecek nesillere aktarılması yönündeki arzusunu dile getirdi:

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum: çok tarihi bir günde bir aradayız. Çünkü bu, iki ülkenin devletlerinin desteğiyle ortaya çıkmış bir oluşum. Ve tabii ki Sayın La’nın belirttiği gibi, bugünlerde ikili ilişkilerin, diplomatik ilişkilerin kuruluşunun 40. yılını kutluyoruz. Tabi ülkeler arasındaki ilişkileri düşünürken, insanların birbirleriyle ilişkilerini de unutmamız gerekiyor. Çünkü diplomatik ilişki dediğimiz zaman aslında son derece subjektif bir kavramdan bahsediyoruz ama ilişkiler insandan insana bir bağlantıya dönüşürse bir mana ifade eder.

Böyle bir ortamda film dediğimiz zaman, bu apayrı bir boyutu beraberinde getiriyor. Çünkü film, yapıldığı ülkedeki insanların düşüncelerini, arzularını, korkularını, hayallerini ortaya koyan bir kanal. Sayın La’nın konuşmasında belirttiği gibi filmler insanları birbirine yaklaştırıyor. Çin Halk Cumhuriyeti’nin Türkiye’de yaptığı başarılı gösterimin biz de burada bir benzerini yapmak istiyoruz. Bugün salonda gördüğümüz kalabalık, Türk filmlerine ilişkin yoğun bir ilgi olduğunu gösteriyor ve bundan çok büyük memnuniyet duyuyoruz.

Ve şunu belirtmek istiyorum, tarihi olarak, Türkler ve Çinliler birbirlerini çok eskiden tanıyan topluluklar. Çinliler, Türklerin ilk komşularıydı. Bu bağlantı, tabii yıllarca koptu, sonra İpek Yolu ile bir ölçüde düzeltildi. Biz şimdi modern çağımızda sanat üzerinden bu bağlantıyı tekrar kuruyoruz.

Aramızda Türk sinemasının hakikaten genç ve başarılı temsilcileri var. Kendileri Türkiye’de son derece popülerler. Ve belki bu etkinlik Türkiye’de olsaydı kendilerinden imza almak için sırada bekleyen insanlardan dolayı benim konuşmama pek fırsat kalmazdı diye düşünüyorum. Bu bağlamda FİYAB Başkanı Sayın Galip Bey’e ve beraberinde çalışan arkadaşlarına çok teşekkür ediyorum. Kültür ve Turizm Bakanlığı’mızın bir yetkilisi de burada, hepsinin gayretleriyle biz bu başarılı faaliyeti gerçekleştiriyoruz. Tabi Çin makamlarının desteği olmasaydı da bu etkinlik olmazdı. Bu tamamen bir takım oyunu. Herkesin bir araya gelip gayret sarf etmesi, bugünkü başarıda önemli bir etken. Ümit ediyorum buna benzer faaliyetleri daha sık görürüz.”

FİYAB Başkanı Galip Gültekin, Çin’de bulunmaktan ve Türk sinemasının son dönemdeki başarılı filmlerinden oluşan bir seçkiyle Çinli sinemaseverlerin karşısına çıkmaktan duyduğu büyük mutluluğu dile getirdi:

Festival süresince Türk sinemasının değerli sanatçıları bu etkinliğe katılmaktan mutluluk duydular. 2011 yılının Türkiye Cumhuriyeti ile Çin Halk Cumhuriyeti arasında diplomatik ilişkilerin 40. yılı olması nedeniyle bu etkinlik, aynı zamanda, bizler için bir kutlama anlamı taşıyor. 2011 yılının Tavşan Yılı olması nedeniyle her iki ülkeye de şans getireceğine inanıyorum. Ülkelerimiz uzak mesafelerde olsa bile geçmişe dayanan güçlü bir bağımız var. bu bağı kuvvetlendirmek istiyoruz.

Sinema sanatının iletişim gücünü kullanmak bize büyük bir kolaylık sağlayacak. Çünkü sinemanın, toplumların yaşamlarını, kültürlerini, bakış açılarını, dertlerini, acılarını, mutluluklarını, dileklerini en kısa sürede çok sayıda insana aktarabilme gücü var. Karşılıklı sevgimiz büyüyecek. Bu sinemanın gücüdür.”

*

Önümüzdeki yıl Türkiye’de Çin Yılı olacak ve sonraki yıl Çin’de Türk Yılı olacak. FİYAB Başkanı Galip Gültekin, konuşmasında bu iki önemli olayı hatırlatarak, sinema ile kültürel temaslarımızı arttırmak ve gelenekselleştirmek istediklerini söyledi.  Galip Gültekin, Çin ve Türkiye arasındaki dostluğun büyümesi ve baki kalmasını da diledi.

Türkiye, Asya ile Avrupa’yı bağlayan bir köprü

Çinliler, Türkiye’nin Avrupa’yı ve Asya’yı birbirlerine bağlayan önemli bir coğrafyada yer almasından, ayrıca Doğu ve Batı medeniyetlerden etkilenmesinden dolayı, Türk sinemasının mutlaka özgün bir sanat tarzına ve cazibesine sahip olduğunu düşünüyorlar. Haklılar da. Türk filmleri son yıllarda Berlin ve Cannes gibi dünyaca ünlü uluslararası film festivallerinde çeşitli ödüllere lâyık görüldü.

Türk Filmleri Haftası’nda, Zülfü Livaneli’nin kaleminden Atatürk’ün hikayesini anlatan Veda ve 2010 yılında Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı Ödülü’nü kazanan Bal filmleri dışında Av Mevsimi, Romantik Komedi, Kosmos, Denizden Gelen ve New York’ta Beş Minare olmak üzere yedi filmin gösterimi Çince altyazılı olarak yapıldı.

Bu filmlerin hepsi Türkiye’de çok büyük gişe başarıları yakaladı. Yönetmenleri ve oyuncuları Türk toplumu tarafından çok seviliyor.

Film haftasının gala gecesinde Veda filmi gösterildi. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türk milletinin yüreğinde ve aklında çok özel bir yeri vardır. Ne mutlu ki Atatürk Çin’de de çok büyük bir sevgi ve saygıyla karşılanıyor. FİYAB Başkanı Galip Gültekin CRI muhabirine verdiği demeçte, gala gösterimi için neden Veda filminin seçildiğini açıkladı:

“Türk sinemasının yedi filmiyle Çin sinemasını ve Çin halkını tanıştırmak istiyoruz. Bu yedi filmin içinden bu akşam Veda filmi var. Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatını anlatan bir film. Çin’de de Atatürk’e olan ilgiyi biliyoruz. Bu nedenle bizim liderimizin Veda filmiyle bu akşam Çin halkını tanıştırmak çok arzu ediyoruz.

İki toplum arasındaki kültürel ilişkilerde, liderlerin de çeşitli özellikleriyle benzediğini biliyoruz. Bu nedenle Veda filmi, sizin de belirttiğiniz gibi ders kitaplarından daha önce tanınması nedeniyle de bizim için heyecan verici birşey. Bu filmle Çin halkına Atatürk’ü anlatmanın önemli bir sinema başlangıcı olduğunu düşünüyorum. “

Veda filmi, özgün anlatım dili, başarılı sinema tekniği, insanların yüreklerine sarsan müzikleri ve görkemli savaş sahneleriyle izleyicileri hayran bıraktı. Filmin sonunda Türk ve Çinli bütün izleyiciler ayağa kalkarak uzun süre alkış tuttular. Çin’de yayın yapan Biyografi adlı derginin Başkan Yardımcısı Liu Huaping, Veda filmini “muhteşem” olarak değerlendirdi:

“Bu filmin çekimleri mükemmel. Aslında bu film, bir biyografi filmi sayılır. Bu destansı film, Atatürk’ü objektif bir şekilde anlattı. Ayrıca filmde Türk milletinin milli ve manevi unsurları çok iyi yansıtıldı. İnsanları en çok duygulandıran, filmin son bölümündeki piyano ve viyolonselle çalınan müzik oldu. Genellikle bir filmin gösteriminin sonunda beyaz perdede yazılar çıkınca, izleyicilerin bazıları salondan ayrılmak için ayağa kalkar. Ama bugün bu sinema salonundaki her izleyici, yönetmenin destansı bir şekilde perdeye yansıttığı öyküden çok etkilendi. Yavaş ve hüzünlü olan viyolonsel ve piyanonun çalınmasıyla yaratılan dramatik müzik, izleyicilerin yüreklerini sızlattı. Filmin muhteşem bir film olduğunu düşünüyorum.”

*

Sinema salonunda karşılaştığımız Zhao soyadlı bir genç bayan, erkek arkadaşıyla beraber Türk sinemasını çok merak ettiklerini ve film haftasındaki tüm filmleri izlemek için toplu bilet aldıklarını söyledi. Bayan Zhao, bundan sonra daha çok Türk filminin Çin’e getirilerek Çinli sinemaseverlerle buluşmasını istediğini söyledi. Genç arkadaşımız hiç merak etmesin, kesinlikle onun istediği gibi olacak…

Türk sineması son yıllarda zincirlerini kırıyor. Türk sineması, Avrupa’da çok ciddi karşılık görmeye başladı. Asya ve Uzak Doğu ülkelerinde Türk sinemasına çok daha fazla ilgi olacağı muhakkak. Çünkü dünyanın doğusundaki halklarla müştereklerimiz çok daha fazla.

*

Film haftası kısa sürmesine rağmen, Çin ile Türkiye’nin sinema çevrelerinin gelecekteki işbirliği için iyi bir zemin hazırladı. Film haftası sırasında iki ülkenin sinema çevreleri, karşılıklı olarak film haftası etkinliğini sürdürme ve aralarındaki işbirliğini güçlendirme niyetini ifade ettiler.

Çin Ulusal Radyo, Film ve Televizyon Genel Müdürlüğü’ne bağlı Sinema Müdür Yardımcısı La Peikang, Çin Uluslararası Radyosu’na verdiği demeçte şunları belirtti:

“Çin ile Türkiye’nin sinema çevreleri arasındaki temaslar, Çin’in diğer ülkelerle arasındakine göre az. Bunun altında dil sorunu, coğrafi uzaklık, Türk yapım şirketlerinin sayısı ve sinema piyasasının küçük olması gibi nedenler yatıyor. Konuyu Türkiye’den gelen sinema heyetiyle uzun uzun konuştum. Her iki taraf da çok güçlü bir niyet gösterdi, o da iki ülkenin sinema çevreleri arasındaki işbirliği ve teması ilerletmek.

Öncelikle karşılıklı olarak film haftası ve film sergisi düzenleyeceğiz. Örneğin, Türk filmleri Shanghai Film Festivali ve Beijing Film Festivali’ne katılabilir. İki ülke kendi filmlerini diğer taraftaki film festivallerine gönderecek. Bu, ticari olmayan bir yöntem. İkincisi, ticari açıdan, karşı tarafın filmlerini satın almak. Çin, Türk filmlerini alıp Çin sinemalarında veya televizyon kanallarında gösterime koyabilir. Türkiye de aynı çalışmayı yapabilir.

Ayrıca ortak bir film çekebiliriz. Türkiye’yi Haziran’da yapılacak Shanghai Film Festivali’ne davet ettik. Festival sırasında Çin Ortak Film Yapımcılığı Şirketi tarafından ortak film projeleri fuarı düzenlenecek. 60’tan fazla ortak film projesini sunulacak fuara Türkiye’yi yine davet ettik. Belki Çin-Türkiye işbirliğine uygun bir proje olur. Bu konuda Türk tarafı, çok büyük bir ilgi gösterdi.”

*

Türk ve Çinli sinemacılar, arka planında İpek Yolu olan bir film çekecekler. Filmde Çin’den Türkiye’ye uzanan bir aşkın etrafında, iki ülkenin kültürel değerleri iç içe geçecek. Tarihi öğeler filmde kendisine sıkça yer bulacak. Bu projeyle ilgili bilgileri FİYAB Başkanı Sayın Galip Gültekin’den dinleyelim:

“Tarihi İpek Yolu uzun yıllar bütün kültürleri taşıyan bir araçtı. İpek Yolu’nun bu tarihsel değerini sinema yoluyla çok iyi anlatabileceğimizi düşündüğümüz için, İpek Yolu belgeseli ile iki toplumun kaynaşmasını sağlayacak çalışmalara başladık. Şu anda senaryo çalışmasındayız. Bu yıl içinde başlayacak duruma geliriz diye düşünüyorum. “

*

Geçen yıl Aralık ayında Ankara’da ve İstanbul’da Çin Filmleri Haftası düzenlenmişti. Bu etkinlik, Çin filmlerini seven Türk seyircileri bir hayli mutlu etmişti. Film haftasının açılışında Konfüçyus filminin galası yapıldı. Film, Türk izleyiciler tarafından çok beğenilmişti. Filmde anlatılan Çin’in uzun tarihine, zengin kültürüne ve Konfüçyus’un felsefesine Türk izleyiciler hayran kalmıştı.

Onlarca yıl içinde devlet adamlarının diplomatik yollarla tesis edemeyecekleri bağı, bazen tek bir sinema filmi 120 dakikalık bir sürede yapabilir. Sanatın ve sinemanın böyle bir büyüsü var. FİYAB çalışanlarından Aslı Altaş da bizim gibi düşünüyor:

“Ülkeler arasında paylaşım olması kültürel anlamda çok önemli. Bu ilişkiler çerçevesinde daha fazla yol katedebiliyoruz. Bir ortak yapım fikri doğdu mesela, bunu geliştirme şansımız oldu. Çin’e geldik, burada projeyi nasıl ilerletebileceğimizi öğreniyoruz. Türkiye’ye gelen heyeti de muhataplarıyla görüştürüyoruz. Dünyada işler hep network üzerinden yürüyor. Bizim amacımız da Çin’le bu network’ü sağlamak ve başarılı yapımlar ortaya çıkarmak. Bugün dünyanın her yerinde Amerikan, Türk veya Çin’in içinde olduğu ortak yapımlar var. Neden Türkiye ile Çin arasında bir ortak yapım olmasın ve bizler bunu izlemeyelim. Bunu yapabiliriz, çünkü her iki ülkenin izleyicisi de kendi yerel öğelerini izlemeyi seviyor. Çinliler Çin sinemasını izlemeyi seviyor, Türkler Türk sinemasını izlemeyi seviyor, ortak konular iki tarafı da mutlu edecektir.”

*

Türk Filmleri Haftası, Beijing’den sonra Shanghai’da, 1-5 Haziran 2011 günleri arasında düzenlendi.

Kaynak: Çin Uluslararası Radyosu Türkçe Servisi